Köşe yazarları

Türkiye Kürtlere yönelik tutumunu değiştirse ne olur?


Yüzyıllardır Kürtler üzerinde hâkimiyet oluşturan sömürgeciliğin artık sonlanması gerekir. Suriye’de 7 yılı aşkın bir süredir çok kanlı ve çetin bir süreç yaşanıyor. Bu, toplum üzerinde kendisini zorla ikame etmeye çalışan devlet siyasetinin bir sonucudur. Suriye rejimi şimdiye kadar da var olan durumu kabul etmiş değil. Onun için her seferinde zamanın kısaldığını ve Kürtlerin kontrolü altındaki yerlere döneceğini söylüyor. Bilinçli bir şekilde Kürtlerden her bahsettiklerinde bu proje yüzde yüz Kürtlerindir deyip diğer bileşenleri rahatsız etmek istiyor. Kendi iktidarını kaybetmemek için bu ülkeyi tümüyle harabeye çevirdi, Türkiye gibi ülkelerle ortaklıklar kurdu ve gözlerini onların yaptıklarına kapattı.

Türkiye devleti Kürt düşmanlığı üzerine kurduğu siyasetinde hem dışarda hem de içerde tüm ilişkilerini Kürt çelişkisi üzerine kurmuş durumda. Görülüyor ki şimdiye kadar amaçladığına ulaşamadı. Aksine giderek kaybediyor. Çünkü eski dönem siyaseti yürütüyor. İstiyor ki herkesi de bu Kürt karşıtı siyasetin bir parçası yapsın. Eğer Kürt düşmanlığından vazgeçse ve Kürtler esas bir aktördür ve komşu bir halktır dese durum değişir. En büyük korkusu, bu gerçekliği kabul edersem yok olurumdur. Bu sadece Türkiye’nin değil tüm merkezi rejimlerin korkusudur. Biz bunun aksine diyoruz ki toplum zenginliğiyle güçtür, devletler bu kültürlerin gelişmesine ön ayak olabilir ve bu zengin kültürlerin hem kendisini ifade etmesine hem de içinde bulundukları devlete sahip çıkarak demokratik ulusun büyümesine yardımcı olabilir.

Türkiye eğer Suriye’deki Kürtlerle anlaşsa ve Kürt, Arap, Türkmen, Süryaniler başta olmak üzere bölge halkının yaşamını garanti altına almasına engel olmasa hem sınırını güvence altına almış olur hem de iki ülke arasında ticaret gelişir ve bu refah olarak her iki tarafa yansır.

Zaten Kürtler bölge halklarıyla beraber alanda büyük bir mücadele veriyorlar ve eşitlik ve adalete dayalı demokratik bir sistemin inşası uğraş içindeler. Arapları Kürtlere karşı kışkırtacağına, bu çelişkilerden elini çekebilir ve Suriye halklarının birlikte nasıl bir ittifak içinde ortak yaşamı kurduğunu görebilir.

Kürtler nerede olursa olsun daima halklarla iyi bir ilişki içinde olmuşlardır. Hem Türkiye’nin hem de Suriye’nin kuruluşunda Kürtlerin rolü önemlidir. Şimdi de Suriye halklarının savunması için ve demokratik, federal bir sistem için DAİŞ’e karşı zorlu bir savaş yürütüyorlar. Tabi bir yandan da rejime karşı bir mücadele yürütüyorlar. Türkiye’ye üç taraftan komşu olmak Kürtlerin suçu değil. Türkiye de akılcı bir politika yürütülse bunu olumlu değerlendirir ve kendi ülkesi için göz önünde bulundurur. Kürtler Suriye’de daima komşularıyla huzur içinde ve güvenli yaşamak için uğraş içinde oldular. Türkiye’de o komşulardan biridir. Fakat Türkiye Kürtlerin bu isteğine hep olumsuz yaklaştı.

Suriye yeni bir duruma doğru ilerliyor. Eskisi gibi olmaz. Doğrudur bu yeni durum komşu ülkeleri etkiliyor. Şimdiye kadar ortaya çıkan temel gerçek Suriye’nin artık tek parti ve grubun elinde olmayacak. Gerekli olan Suriye’ inde, Türkiye’nin de bu durumu kabul etmesi ve ilişki geliştirmesidir. Daha bu ateşi söndürmek için zaman var. Kendi sorunlarıyla yüzleşmek ve çözmek için vakit var. Kürt yok, onu düşünme diyeceğine Kürtleri kabul etmeli ve çözüm üretmelidir. Bu yaklaşım Türkiye’ye zenginlik katar ve uluslararası camiada saygınlık kazandırır. Türkiye’nin kaybettiği itibarını tekrardan kazanmasına ve yeni demokratik bir ülke olmasına vesile olur.

Bunun içinde öncelikle Türkiye inat atından inmeli ve kabul etmeli. Demokrasi, insan hakları ve komşuların sınırlarına saygı önemli hususlardır ve bu konularda çözüm üretirse Türkiye Ortadoğu’da örnek ülke olabilir. Suriye rejimi de baştan beri bu hususlara dikkat edip hareket etseydi, siyasetini dönüştürseydi, yasalarını değiştirseydi şimdiki halinden çok farklı bir noktada olurdu. Fakat anlıyoruz ki savaş ve zor yoluyla kendi iktidarını sürdürmek istiyor ve toplum üzerinde egemenlik kurmak istiyor. Bu ulus devletlerin bilinen temel yanlışı oluyor. Suriye ne Mısır’dır ne Tunus’tur ne de Libya’dır, bu doğru. Fakat yedi yıldır Suriye’de değişimler oluyor. Ya rejim bu değişimi kabul eder ya da onların hiç tahmin etmediği bir durum açığa çıkar.