Köşe yazarları

TC’nin başı haber almış: Kılıçdaroğlu ‘casusmuş’


Saray, muhalefeti tasfiye ediyor.
Şöyle:
HDP’siz bir TBMM istiyor, bunu da zamana yayarak yapıyor, HDP’nin tümüyle dışlanması artık zaman meselesi.
CHP’yi ise TBMM’ye “hapsediyor”. Yani tutsak CHP’li bir TBMM istiyor.
HDP TBMM’den atılacak, CHP TBMM’ye hapsedilecek. Bu süreç işliyor.
HDP’yi tasfiye tehditle olmuyor. Doğrudan devlet terörüyle sağlanıyor.
CHP’yi hapsederek tasfiye ise, tehditle gerçekleşiyor.

Saray, Kılıçdaroğlu’nu bir süreden beri tutuklamakla korkutmaya başladı.
Bir süre önce Akit yazarlarından Mehtap hanım, “Kulağından tutup atın içeriye bu herifi” diye yazdı.
Akittir ne yazsa yeridir diyebilirsiniz. Ama Star’dan da aynı sesler çıkıyor. Örneğin dün Fadime Özkan, Kılıçdaroğlu’na karşı şu satırları yazdı:

“Kılıçdaroğlu ‘Hiçbirimiz güvende değiliz, canını seven Türkiye’ye gelmesin” derken; Antalya’da, Fethiye’de, Marmaris’te yahut İstanbul’da bomba patlatan PKK’dan, DEAŞ’tan, DHKP-C’den farklı bir şey yaptığını kim söyleyebilir?”
Medyasında bu yazıların yayınlanmasına Erdoğan’ın itirazı yok. Çünkü bizzat o, Kılıçdaroğlu’nun da günün birinde “götürüleceğini” söylemişti.

Geçtiğimiz gün Türk devletinin başındaki şahıs, aynen şunları söyledi:
“Ana muhalefetin başındaki zat, ülkesinin aleyhine işlediği bir suçtan dolayı halen cezaevinde bulunan milletvekili ile ilgili konunun kendisine kadar ulaşmasından endişe ettiği için şimdiden ön almaya, suyu bulandırmaya çalışıyor. Eğer yakında, bu içeride olan zat ile alakalı Kılıçdaroğlu’nun bağlantısı çıkarsa şaşmayın ha… İçeriden değişik haberler alıyorum. ‘Buradan çıktım, çıktım, çıkmadığım takdirde açıklamalarda bulunacağım’ diyor içerideki zat.”

Erdoğan MİT tırları ile ilgili belgelerin Enis Berberoğlu’na Kılıçdaroğlu tarafından verildiğini söylemiş oluyor.
Berberoğlu, şu anda “casusluk” iddiasıyla mahkum edildi.
Erdoğan’ın bu açıklamasından sonra Kılıçdaroğlu, Enis Berberoğlunun “şefi” olarak, çok daha ağır bir casusluk iddiasıyla mahkum edilmenin eşiğine gelmiş oldu.
Durum bu…

Eğer CHP TBMM’de biraz daha oyalanırsa, daha genel seçimlere varmadan “FETÖ’cülükle, PKK’cilikle ve casuslukla suçlanan bir parti” haline getirilip, devre dışı bırakılacak.
Neden?

Çünkü AKP artık inişe geçti. MHP tükendi. Demokratik bir seçimde AKP azınlıkta kalacak. Erdoğan, yüzde 50 oy alamayacak. Seçilemeyecek. O nedenle seçimlere “muhalefetsiz” girme hazırlıkları hızlandı. HDP yok edilecek, CHP’nin kolu kanadı kırpılacak, seçim sandıkları “devletleştirilip”, seçim sonuçları halkın verdiği oylarla değil, Yüksek Seçim Kurulu’nun kararlarıyla ilan edilecek.
İş casusluk suçlamasına vardı. Şimdi CHP eğer bu suçlamaya bütün parti örgütleriyle birlikte ayağa kalkarak karşı çıkamazsa, TBMM’ye hapsedilmeye kendi iradesiyle razı olursa, şimdiden işe yaramaz bir enkaz haline gelecek.
“Erdoğan OHAL darbesi yaptı, tek adam diktası kurdu” diyen bir parti, genel başkanının casuslukla suçlanması karşısında her türlü hukuk yolunun kapalı olduğunu, TBMM’de yapılacak hiçbir şey kalmadığını, yasal, parlamenter ve barışçı yolun adım adım bizzat

Saray tarafından yürünemez hale getirildiğini bilmek zorundadır.
Ülkenin boydan boya bir şiddet kasırgasıyla iç savaşa sürüklenmemesi için, son “yasal ve barışçı” imkan muhalefetin birlikte hapsedildikleri TBMM’den “firar” etmesi ve halkın bağrına sığınmasıdır. “İç savaşın” artık halkın bağrına sığınan muhalefet partileri tarafından örgütlenecek olan “sivil itaatsizlik” kampanyaları dışında hiç bir “yasal, parlamenter ve barışçı” imkanı kalmamıştır.

Tekrar ediyorum: Bu yazdıklarım hiç bir şekilde HDP’nin TBMM’den “kendi başına çekilmesi” anlamına gelmiyor. Çünkü Saray zaten HDP’yi TBMM’den atmak istiyor. Yazdıklarım CHP’yle ilgili. Bu partinin tüm Türkiye halkı karşısında çok büyük bir sorumluluğu var.
Soralım: Kılıçdaroğlu tutuklanırsa CHP ne yapacak?
Baykal’ı başa geçirip, “iki partili bir rejimde” yerini almaya mı çalışacak?… Umarım CHP’nin demokratları buna izin vermezler.